Kanser, vücuttaki hücrelerin kontrolsüz ve anormal şekilde çoğalması sonucu ortaya çıkan bir hastalıktır. Normal koşullarda hücreler belirli bir düzen içerisinde büyür, bölünür ve görevlerini tamamladıktan sonra programlı olarak yok olur. Ancak kanser hücreleri bu düzeni kaybeder; kontrolsüz biçimde çoğalarak çevre dokulara zarar verir. Bu anormal hücreler zamanla birikerek tümör oluşturabilir. Tümörler iyi huylu (benign) veya kötü huylu (malign) olabilir. İyi huylu tümörler genellikle çevre dokulara yayılmazken, kötü huylu tümörler çevre dokulara invazyon gösterebilir ve kan ya da lenf yoluyla vücudun diğer bölgelerine yayılarak metastaz yapabilir. Kanser; yayıldığı doku ve organların işlevlerini bozarak ciddi sağlık sorunlarına ve yaşamı tehdit eden tablolara yol açabilir. Ancak erken evrede teşhis edilen kanserlerde tedavi başarısı belirgin şekilde artmaktadır. Bu nedenle erken tanı ve düzenli tarama programları hayati önem taşımaktadır. Dünya genelinde kanser, kalp ve damar hastalıklarından sonra ölüme en sık neden olan ikinci hastalık grubudur. Bu durum, kanserin küresel ölçekte de önemli ve öncelikli bir halk sağlığı sorunu olduğunu göstermektedir. Önemli bir halk sağlığı sorunu olan kanser; - Yüksek ölüm oranı ve sosyal etki (ailede ve toplumda yaygın kayıplar),
- Yüksek tedavi maliyetleri,
- Erken tanı konulmadığında tedavi şansının düşük olması,
- Kaliteli yaşam süresinde azalmaya yol açması,
nedeniyle halk sağlığı açısından önemi daha da artırmaktadır. |
Kolon, ince bağırsağın bitiminden başlayıp anüs ile sonlanan tüp şeklinde bir organdır ve kalın bağırsağın büyük kısmını oluşturur. Kalın bağırsak; kolon ve rektumdan meydana gelir. Kolorektal kanser, kolon veya rektum dokusundan kaynaklanan kanserlerin genel adıdır. Bağırsak hücrelerinin kontrolsüz çoğalması sonucu gelişir; ilerleyen evrelerde çevre dokulara ve vücudun diğer bölgelerine yayılabilir. Kolon ve rektum, kanser öncesi lezyonlar (özellikle polipler) açısından sık tutulan ve endoskopik yöntemlerle değerlendirilebilen organlardır. Bu nedenle kolorektal kanser, gelişmeden önce önlenebilen ve erken evrede saptanabilen kanser türleri arasında yer almaktadır. Polip ve erken dönem kanserler çoğu zaman belirti vermediğinden, tarama programları hayati önem taşır. Tarama sayesinde kansere dönüşmemiş polipler tespit edilerek kanser riski azaltılmakta, erken evrede tanı konularak tedavi başarısı artırılmaktadır. Kalın bağırsak kanseri, ülkemizde yürütülen ulusal kanser tarama programı kapsamında yer almaktadır. Kolorektal kanserler hem dünyada hem de ülkemizde en sık görülen kanser türleri arasındadır. Ülkemizde erkeklerde ve kadınlarda üçüncü sırada yer almaktadır. Dünya genelinde her yıl yaklaşık 1,9 milyon yeni vaka görülmekte ve 900 binden fazla kişi hayatını kaybetmektedir. Türkiye’de ise yılda yaklaşık 20 bin yeni vaka tespit edilmekte, yaklaşık 8 bin kişi bu hastalık nedeniyle yaşamını yitirmektedir. Görülme sıklığı Avrupa, Kuzey Amerika ve Avustralya gibi bölgelerde daha yüksektir. Beslenme alışkanlıkları, çevresel faktörler ve genetik yatkınlık bu farklılıkta rol oynamaktadır. Hastalık 40 yaş altında nadir görülürken, 50 yaş ve sonrasında belirgin artış göstermekte; vakaların yaklaşık %85’i 50 yaş ve üzerindeki bireylerde ortaya çıkmaktadır. Mart ayı, “Kolorektal (Kalın Bağırsak) Kanser Farkındalık Ayı” kapsamında; toplumsal bilinci artırmak, taramanın önemine dikkat çekmek ve sağlıklı yaşam alışkanlıklarını teşvik etmek amacıyla çeşitli etkinliklerin düzenlendiği özel bir dönemdir. Kolorektal Kanser Risk Faktörleri: - Aşırı kilolu veya obez olmak,
- Fiziksel olarak aktif olmamak,
- Fazla miktarda işlenmiş gıda tüketimi, (sosis, salam, şekerli/gazlı içecekler, fastfood besinler, paketli cips vb.) ,
- Tütün ve tütün ürünlerinin kullanımı,
- Alkol kullanımı,
- Cinsiyet (hem insidans hem de ölüm oranları erkeklerde kadınlara göre önemli ölçüde daha yüksektir.) ,
- İleri yaş,
- Kişide kalın bağırsak poliplerinin varlığı,
- Kişide inflamatuvar bağırsak hastalığı öyküsünün varlığı,
- Ailede kalın bağırsak polipleri veya kolorektal kanser öyküsünün olması,
- Kalıtsal bir sendromun varlığı (Lynch Sendromu, adenomatöz polipozis sendromları, Kistik Fibrozis vb.) ,
- Bazı endokrin hastalıklar (Tip 2 diyabet, Akromegali vb.),
|
Kolorektal kanser belirtileri, tümörün bağırsaktaki konumuna ve vücudun başka yerlerine yayılıp yayılmadığına (metastaz) göre farklı belirtiler gösterebilir fakat hiçbir belirti vermeden de oluşabilir. Belirti göstermesi durumunda bulunduğu bölgeye göre farklı şikayetlere sebep olur. Belirtilerin net olmaması, hastalığın sinsi ilerleyişi sebebiyle tarama programları özellikle önem arz eder. Görülebilecek belirtiler genel olarak şunlardır: - İstemsiz kilo kaybı,
- Uzun süren kabızlık, ishal,
- Dışkılama alışkanlığında değişiklik,
- Kansızlık (anemi), halsizlik,
- Gaz sancısı, kramp şikayetleri,
- Ağrılı dışkılama,
- Dışkı renginde değişiklik,
- Dışkıda kan görülmesi ya da dışkılamadan sonra makattan kan gelmesi,
- Bağırsağın tam olarak boşalmadığını hissetmek,
- Kitle,
Bu belirtiler başka bağırsak hastalıklarında da görülebilir her semptom kanser olduğunu göstermez. |
- Kolorektal kanserler çoğu kez belirti vermeden uzun süre ilerlerler. Bu yüzden amaç belirtiler ortaya çıkmadan önce kanseri, polipleri erken dönemde saptamaktır. ,
- Polipler genellikle kanserleşmeden önce ortaya çıkar. Bu polipler erkenden tanımlanıp çıkarılırsa, kanser gelişimi engellenebilir,
- Tarama sayesinde hem kanser önlenebilir, hem de mevcut kanser erken evrede yakalanarak tedavisi daha etkin hale gelir,
- Özellikle dışkıda gizli kan pozitif olan kişilerde kolonoskopiyle kanserleşmemiş polipler tespit edilip çıkarılır, bu da kolorektal kanser riskini ciddi şekilde azaltır,
Ülkemizde Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), ulusal ve uluslararası yayınlar ve Ulusal Kanser Danışma Kurulu önerileriyle ; özellikle sık görülen, en çok ölüme yol açan ve/veya erken teşhis ile tedavi edilebilen, önlenebilen (meme, kalın bağırsak ve rahim ağzı) kanserleri için toplumun kaynaklarına ve hastalık yüküne uygun olarak tarama programları yürütülmektedir. |